Kendimden Parçalar

 Herkes kapısını kapatıp gidiverdi, ailem kapımın dışarısında, arkadaşlarım biraz uzakta, annem belki gökyüzünde sonuç olarak geriye bir tek ben kalıverdim. Kendimle ve unuttuğum parçalarımla bir yerlerde tek başımayım. Umutsuz bir yazı yazmayı planlamıyorum ancak umutlu da olacağını pek sanmıyorum. Başlangıç yazısı gibi olabilir, başlangıçlar hep en zorudur benim için tıpkı ilklere benziyorlar ama ilk kez başlamıyorum ilkler ve başlangıçların zorluğu aynı belki de. Çünkü kendimden parçalarla baş başa ilk kez kalmıyorum ama parçalarımdan uzaklaştığım için belki de bu kadar zorlanıyorum. 

Buraya tatlı -eski yazılarımda olduğu gibi şeker pembesi hissi veren, çiçekli- kelimeleri dökmeyi çok isterdim ama üzgünüm ben değiştim. Son bir buçuk yıldır farklı bir versiyonum oluştu bende, hatta kendimle kaldığımda bu parçalarımı tanıyamayacak kadar farklı. Değişmeyi ben seçmedim, bence hayatın yazılı olmayan bir kuralı bu. "Aynı nehirde iki kere yıkanılmaz." demiş Herakleitos. Nehir de değişti, ben de değiştim, gökyüzüm bile değişti ve sanırım artık üzerimde peri tozlarını pek hissedemiyorum. Daha çok yorgun ve karamsar bakışlarımı görüyorum aynada, bunun için de üzgünüm ama artık bu halimi de kabulleniyorum. Nehre karşı kocaman taşlar koysam bile nehir taşı götürmekle kalmadı beni de götürüverdi. Ölümle tanıştım, çeşitli zorluklar yaşadım, yaşıyorum. Zorlanıyorum. Hatta sonra bunları bahane ederek kötü hissetmediğimi sadece insan olduğumu da kendime söylemeye başladım. Ben sadece yorgun bir insanım. 

Uzun zamandır kendimden kaçıyordum, işin aslı kendime pek katlanamıyordum; halbuki ben kendimi bildim bileli -ki şu sıra pek bildiğimi de söyleyemem- kendimle vakit geçirmeye bayılmışımdır. Kendi iç dünyam benim hayat damarlarımdan birini oluşturur. Hatta en sevdiğim alıntılardan biri de şudur benim: "in me omnis spes est mihi" "bütün umudum kendimdedir" 

Umudu kendinde bulan ve özümseyen bir insanın yoluna karşı hiçbir gücün çıkamayacağına inandım hep. Ama bu inancımı son dönemde içimde pek hissedebildiğimi söyleyemem, çevrem bana karşı anlayışlı ve destekleyici ama bence bir insan kendine değer vermemeye başlayınca ve kendine dair umudunu kaybedince dışsal bir gözün bakış açısının da pek bir önemi olmuyor. Tıpkı kendine olan inancının her türlü zorluğa karşı gelmende bir pusula olması gibi kendine olan inançsızlık da yüzlerce ekipmanın ve sağlam bir gemin olmasına rağmen açık ve güneşli denizde kaybolmaya benziyor. Pusulan yok, güvertede bir o yana bir bu yana savruluyorsun ama denizde dalga bile yok, kendin sallanıyorsun. Umutsuzluk ve inançsızlık var çünkü içinde. Sen diye hitap etmeme takılma lütfen çünkü aslında yaşadığım içsel bir bunalımımı aktarıyorum, umarım cebinde tüm zorlu hava koşullarına rağmen sağlam duran bir pusulan vardır. Babam hep hedefi olan bir gemiye hiçbir rüzgar engel olamaz der, benim de sorunum bu. Rüzgarlarda sallanıyorum, kendi gemimde batıp çıkıyorum ve daha kötüsü pusulam (kendime olan o çokça umudum) yok.

Ne diyordum? İnsanı en çok kendinden kaçışı yorar. O kadar çok iyi ve mutlu rolü yaptım ki blog sayfama yapmak istemedim. Kendimden ve içimdeki kırılmış parçalardan kaçmaktan ve umutsuzluktan yoruldum. Muhtemelen de yarın sabah doğan güneşle umut etmeye tekrar başlarım çünkü insan olmak da böyle bir şey. 

Günün sonunda kendimle kalışım beni zorluyor çünkü o kadar çok uzak kalmışım ki kendimden parçalara beni en çok onların kurtaracağını unutmuşum. Bugün bir saat boyunca keman çaldım, sadece kendim için :) Bunu o kadar uzun zamandır yapmıyordum ki... Bana çok iyi geldi, hatta vibrato -titreşim- yapmayı bile küçük oranda başardım. Bu benim aslında kendimden bir parçamdı, uzun zamandır bana destek olmak için bekleyen ama susturduğum kötü olunca bile desteğini istemediğim huzurlu ve umut dolu parçalarımdan bir tanesiydi. 

Neyse ki her türlü yeniden sonsuz bir şekilde başlamak mümkün. Kendimden parçaları -bazıları eski ve belki de bazılarını ben bile yeni keşfedeceğim çünkü değiştim- bulmaya başlıyorum. 

Ben kendi başlangıcımdayım. Her şeye rağmen belki yüzüncü defa başlıyorum. 

Her şeye rağmen sevgilerimle, 

Yorumlar

  1. bunu olumlu bir geçiş olarak düşün, geçmişte yaşadıklarımızı yok kabul edebiliriz, hiç olmadılar, başkası yaşadı onları :) değişmek yeniden başlamak, o kadar mutluluk verici ki, bunu yaşamasan daha kötü ki

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ;) teşekkür ediyorum güzel yorumun için <3 Çokça kalp gönderiyorum sana

      Sil
  2. Buradaki yazılarından okuduğum kadarıyla zaten kolay günler yaşamadın sevgili Roza. Zamanla geçmese de, bazı şeyler geçmese de, alışmayacaksın hayır onu da demeyeceğim, değişeceksin. Değişmek kötü bir şey değil. Sancılı evet, yorucu evet ve belki yalnız bile hissettiriyor evet ama değişim gerekli. Bence 20'li yaşlarda kilit bir dilim var ve o dilimde zaten böyle yaşanması normal. Bir de üstüne kişisel yaşam deneyimleri girince bunlar da insanı ekstra başkalaştırır. Bu bize bazen sanki negatife gidiyormuşuz gibi gelir ama sadece yeni bir şema oluşturuyoruz. Bak sen psikologsun, şema kuramı var hani Piaget'in. :) Ben de öğretmenim, alanım dahilinde gelişim kuramlarını biliyorum. Ne diyor Piaget'e? Önce bir şemamız var. Yeni bir bilgi gelince var olan şemamız ile açıklamaya çalışıyoruz ama bu doğru değil. Örneğin bir çocuğun zebraya at demesi gibi :) Doğru değil, değil mi... Zebraya varsın çocuk at desin dersek, onu kandırmış oluruz. Onun kendini kandırmasına izin vermiş oluruz ve hatta bu kendini kandırmak bile olmaz... Çünkü o çocuk zebra kavramını bile bilmiyor. İşte değişim de bu noktada başlamıyor mu? Hayat bize ne diyor: O bir zebra, at değil. Böylece dengesizlik oluşuyor. Çünkü yeni bir şey öğreniyoruz. Sonra ne oluyor? Evet, diyor çocuk, o bir zebra at değil. Yeniden yeni bir denge kuruluyor ama bu, eski şema değil ve olamaz da. Bu, yeni ve yeni bilgiyle uyumlanmış doğru bir şema. Hayat da böyle. Bence şu anda dengesizlik yani geçiş anındasın. Düzelecektir. Hele de senin gibi gelişime açık bir kız, yaşam yolunda yalpaladığı günler olsa bile mutlaka ilerleyecektir. <3

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

KELİME OYUNU 2*

Fırtınayla Yağmur Karışımı Kelimeler ve Günler

20 yaşına ne demek isterdin?